Filim Adamı


Film Fecir » Zindan Adası

Zindan Adası

yazar: @kavunici
shutter-island (2010)

Uzun yıllara dayanan bir merak ediş süreci sonunda dün oturup dillere destan olan “Zindan Adası” nı izledim.   

 

Şaşırtıcı sonu olan filmler listesinde sıkça gözüme çarpar olmuştu, ki buda izleme isteğimi günden güne arttırıyordu. E Martin Scorsese de sevdiğim  yönetmenlerden olduğundan.            

            

Oturdum izledim.

 

Sonuç : İyi bir gizem filmi. (gizem diye bir film kategorisi olmasından kaynaklı bu tabiri kullandım)

 

Gerilim filmi diyemeyeceğim fakat filmin başlangıcındaki gemi düdüğüne benzer sesin beni biraz gerdiğinide itiraf etmeliyim, tabii gerilim filmi olmasada bir çok gerilim filmine bin basacağıda aşikar.

 

Scorsese’nin sevdiğim filmleri listesinde ilk 3 e giren bir film diyebilirim. İlk sırada tabii ki “Taksi Şoförü” var.

 

alt

Her neyse. 

 

Oyuncu seçimleri bi çok filminde olduğu gibi bu filmdede iyidi Scorsese’ nin, Leonardo Di Caprio iyi bir oyunculuk çıkarmış evet ama bir çok aktörün iyi bir oyunculuk çıkarabileceği bir roldü “tedd” rolü. Hatta filmi izlerken sık sık bu rölde Adrien Brody oynasaydı da güzel olurdu, Christian Bell oynasaydı da iyi olabilirdi, Edward Norton oynasaydı hoş olurdu.. gibi bir sürü kişi geldi geçti aklımdan. Scorsese’nin Robert De Niro dan sonra en favori oyuncusu Leonardo olduğu için bu rolüde o kapmış. Ama Leonardo da olmuş yani olmamış değil.  Onun yanı sıra Ben Kingsley ve  Mark Ruffalo da cuk oturmuş nerdeyse. Özellikle Mark Ruffalo.  Filmin sonlarına doğru Ruffalo’nun oynadığı “Chuck”  karakteri bizde iki yüzlü bir kişilik izlenimi uyandırıyor. Filmin sonundaki her iki ihtimaldede Chuck yalancı biri oluyor. Ve Ruffalo'nun film boyunca bütün ifadesi bu kişiliğe tamamen ayak uyduruyor. .

 

 Ayrıca bu filmin, Gizemli Nehir’in yazarı Dennis Lehane’nin kitabından uyarlama olduğunuda bilmekte fayda var.

 

Kitabı okumuş olanlar bilir, çevirisi biraz  kötü olmuş olsa da kitabın ilk giriş kısmı oldukça güzeldir. Bir adamın günlüğünden başlayan 4-5 sayfa. Fakat filmde bu yoktur, gemide başlar direkt.

 

Her zaman kitapların filmlerden daha iyi olduğunu düşünsem de bu sefer bunu söyleyemeyeceğim. Film görselliği oldukça iyi kullanarak kitapta hayal edemediğimiz bir çok kısmı daha iyi anlamlandırmamızı sağlıyor. Hatta Lehane sanki birisi bunu mutlaka filme çeker zaten çok uzun uzadıya anlatıp, betimlemeye gerek yok der gibi yazmış.

 

Şimdiye kadar onlarca sürpriz sonlu filmler izlemişizdir. Zindan Adasını izlerkende Filmin sonunun sürpriz bi şekilde biteceğini filmin ilk yarısından sonra aşikar bir hal alıyor zaten ama bu beklenmişliği kötü bir hale sokmadan işi kotarabilmek filmi güzel yapan şey zaten.

 

Filmin eksik yanlarına gelecek olursak, ilk olarak en başından en sonuna kadar filmde yer alan, hatta yapıtaşlardan biri diyebileceğimiz 'nazizm temasi' biraz havada kalıyor. Tabii dersenizki bir gerilim filminde nazizime daha farklı nasıl dokunup içini doldurabilirdi? Bilmiyorum ben de ama artık o kadar çok filmde nazizime ucundan dokunup “sebep” haline getirilip orada bırakılıyor ki insan biraz farklı şeyler bekler hale geliyor. Yinede bir çoğuna gore bu dokundurma hem sanatsal hemde siyasal olarak iyiydi.

 

Filmin görüntü  yönetiminin de oldukça basarili olduğunu söylemeden geçmemek gerek. Fazlasıyla doyurucu oluyor bu konuda.

 

Gelgelelim filmin sonuna.  Beklenildiği üzere sürprizlerin ardı arkası kesilmiyor, yok canım, yuh artık, ohoo, hobaa.. gibi tepkilerinizin ardından yavaş yavaş tüm mevzuyu çözmeye başlıyorsunuz, ama hala içinizde bir kurt dolanıp duruyor oluyor. Bu işin altında bir bit yeniği olduğundan eminsiniz.

 

Zaten film sonlandığında bir çok şeyin yoruma açık bırakılması ilk başta size biraz sinirlendirse de biraz düşündüğünüzde bunu bir sona bağlasaydı pek hoş olmazdı zaten canım diyebiliyorsunuz.

 

Tedd'in bir hasta mı olduğu yoksa her şeyin bir oyun mu olduğunu anlandıramıyorsunuz.

 

Fakat bir filmde izleyiciler her zaman başrolün iyiliğini ve haklılığını düşündüğünden buradada aslında Tedd'in hasta olmadığını ama buna inandırıldığını düşünüyorsunuz. Filmin sonlarında Tedd'in mağaradaki doktor kadınla konuşması aklınıza geldiğinde buna dahada inanıyorsunuz aslında. Kadın Tedd'e seni buraya kapatacaklar, delirdiğine inandıracaklar herkesi, ve herkes “onun yaşadıkları kimin başına gelse delirirdi zaten diyecek” demişti.

 

Bunu düşününce her şeyin Tedd'e kurulmuş bir tuzak olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat filmi daha dikkatli izlediyseniz ya da ikinciye izlediyseniz aslında filmin en başından beri Tedd'in ortağı Chuck'ın ve film boyunca konuştuğu aklı başında her kesin Tedd'e karşı hep öğütvari ve onu iyileştirici sakinleştirici, mantıklı düşünmeye çalıştırıcı konuştuğunu fark ediyorsunuz. Ki Tedd'in fazlasıyla yaraları olan biri olduğunuda düşünürsek aslında onun bir hasta olma olasılığı gittikçe güçleniyor.

 

Tam bunu düşünürken filmin sonunda Chuck'ın Tedd diye seslenmesi üzerine yine bir şüpheye düşüyorsunuz.

 

Film bitiyor ve siz şüphelerinizle başbaşa kalıyorsunuz.

 

Film baştan sona kadar her iki olasılığada aynı ağırlıkla sebepler koyuyor, filmin sonunda Tedd'in hasta mı  olduğu yoksa her şeyin bir oyun mu olduğu konusunda başabaş bir durum çıkıyor ortaya. “Siz hangisine inanmak istiyorsanız” demek böyle bir şeydir zaten.

 

Birinin daha baskın olması yönetmenin size aslında inandırmak istediği bir sonucun olduğunu ama biraz düşünmenizi sağlamaya çalışması demektir. Ama aksine bu filmde sonu sizin inandığınıza gore şekillenebilecek.

 

Son olarak filmde kullanılan müziklerinde hoş olduğunu söylemem gerek.  Kısacıkta olsa Kay Stardan "wheell of fortuna" u duymak çok hoştu.  Müzikler  tam bir 50'ler 60'lar abd sineması gerilim klasiği tadında.

 

Not: Filmin sonunda Tedd'in Chuck’a söylediği şu söz ise hoşa gidilesi türden. “is it better to live like a monster or die a good man?”

Not2: Leonardo Di Caprio'nun her filmin sonunda ölmesine alışık olduğumuzdan bu filmin sonu bu açıdanda bizi şaşırtabilir.

 

Film seyredilmelidir.

Güzeldir.

 

Sevgilerimle.

 

oluşturulma tarihi: 2011-09-06 11:01:49 (5 yıl önce)
güncelleme tarihi: 2011-09-17 14:25:17 (5 yıl önce)
okunma sayısı: 67, beğenilme sayısı: 48

yapışkan kelimeler: zindan, adası, martin, scorsese, leonardo, gizem, gerilim

Yorumlar

enik-kral
enik kral
geçen yılın filmi için uzun yıllara dayanan merak ediş derken....
5 yıl önce
burdabusekil
burdabusekil
Senaristlerin psikiyatriye ilgi duyduğunu düşündüren filmler serisinin en iyi ikincisi.
Birincisi bkz:Hide and Seek

5 yıl önce
kavunici
kavunici
o aylar bana yıllar gibi gelmiş demekki enik kral :)
5 yıl önce
nanelimong
nanelimong
izlediğim en iyi psikolojik gerilim filmlerinden biridir zindan adası.
5 yıl önce
nermin
nermin
kesinlikle muhteşem bir film
5 yıl önce
xserax
xserax
Çok güzel bir filmdi,yazdığın için teşekkürler ellerine sağlık
5 yıl önce
zerkalo
zerkalo
scorsese' nin en sevdiğim filmlerinden biri zindan adası. ve tabiki benimde ilk sıralarda taksi şöförü var. :)

çok iyi ve özgün bir senaryo.
kitap uyarlaması olduğunu şu anda yeni öğrendim.
ama scorsese iyi bir iş çıkarmış.
oyunculuklar bence tam uygun olmuş. özellikle leonardo di caprio artık genç tüy bitmemiş delikanlıdan ziyade olgun bi adam gibi duruyor.

filmin sonuda oldukça tatmin edici bana kalırsa.bitmesi gerektiği gibi bitmiş.
izlenmesi gereken bir film.
5 yıl önce
ereneliacik
ereneliacik
Bu yazıyı yazan kişinin neden hesabına ulaşılmıyo. İzlediği filmler başucu filmlerine falan bakmak isterdim çünkü bakış açısı ve düşünceleri beni en az film kadar etkiledi.. Nasıl ulaşabilirim ona ?
4 yıl önce
enik-kral
enik kral
yazdıklarından birine yapılan yorumlardan birine fena içerleyip kendini uçurdu ... bende yazdıklarını keyifle okuyordum,ulaşabilirsen bana da haber ver.
4 yıl önce

Olan Biten

  1. zett, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir ay önce
  2. Rahilaa, "'Sybil' Gerçek Bir Hayattan Uya..." adlı yazıya yorum yaptı. 3 ay önce
  3. fthgzl79, "Kontrolü Kaybetme Zevki Üzerin..." adlı yazıya yorum yaptı. 7 ay önce
  4. fthgzl79, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. 7 ay önce
  5. Coreality, "Bir İç Hesaplaşma Olarak 'Dog..." adlı yazıya yorum yaptı. 7 ay önce
  6. gokturk_d, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. 9 ay önce
  7. zverkov, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. 9 ay önce
  8. mucahit, "Kış Uykusu Üzerine..." adlı yazıya yorum yaptı. 10 ay önce
  9. chillshaker, "Üç Renk: Beyaz..." adlı yazıya yorum yaptı. 10 ay önce
  10. sersak53, "Modern Zamanlar Anlatısı Üzer..." adlı yazıya yorum yaptı. 11 ay önce