Filim Adamı


Film Fecir » Modern Zamanlar Anlatısı Üzerine

Modern Zamanlar Anlatısı Üzerine

yazar: @acan47
modern-times (1936)

  ---spoiler---

Charles Chaplin, büyük buhran yıllarının etkisini göz önüne serdiği bu filmde mekanik vahşet ile insan unsurunun karşı karşıya gelişini anlatıyor. İnsanın, makinelerin bir uzantısı olarak görülmesinden oldukça rahatsız olduğunu anladığımız Chaplin, 1930'lardan günümüze dek ulaşan bir mesaj yollamış oluyor: "İnsan makinenin bir uzantısı olamaz, çünkü makine insandan büyük ölçüde eksiktir". Bu mesajı yollarken de insanın en önemli özelliklerinden olan sevgiyi, cesareti ve umudu da hikayenin merkezine koyuyor.

Hikayemizin kahramanını filmin başında insanların koyun sürüsü gibi davrandıkları bir fabrikada çalışırken görürüz. Burada somun sıkarken sözün tam anlamıyla burnunu kaşımaya ya da hapşırmaya dahi vakti yoktur. Mola verdiği zaman ise sürekli tekrarladığı hareketin etkisinden bir süre kurtulamaz. Tuvalete gidip dinlenmek ve sigara içmek istediğinde onu tuvalette dahi gözetleyen bir "Big Brother" vardır.( Chaplin'in burada çizdiği fabrika resmi, eleştirisini çok güzel yansıtır.) Fabrikaya bir yemek yeme makinesi gelir. Bu makine sayesinde artık işçiler yemek yerken vakit kaybetmeyecektir. Fakat makinenin kendini kaybetmesiyle, kendimizi ya da işlerimizi safi makinelere bırakırsak neler olabileceğini gösterir Chaplin bize. Fabrikada psikolojik olarak kendini kaybeden kahramanımız, fabrikanın altını üstüne getirir ve hastaneye götürülür. Bu sırada dışarıda bir genç kız, kardeşleriyle paylaşabilmek için muz çalmaktadır.

Genç kızın annesi ölmüş, babası ise birçok insan gibi işsizdir ve belki normal şartlar altında kızının hırsızlık yapmasına müsaade etmeyecekken, bulundukları durumdan dolayı buna göz yumar. Burada da Chaplin bize ekonomik sıkıntıların aile ahlakını dolayısıyla da toplumsal ahlakı kötü yönde etkilediğini gösterir.

Kahramanımız hastaneden ayrılınca kendini bir komünist eylemin içinde bulur. Hiçbir şeyden haberi yokken komünist grubun lideri olarak hapishaneye atılır, asayiş yönünden de işler yolundan çıkmıştır. Hapishanede bir grup suçlunun kaçışını önlemesi, personelin onu sevmesine ve orada ona iyi bakılmasına yol açar. Artık rahatlamıştır, devlet onun yeme-içme, giyinme ve barınma ihtiyacını karşılamaktadır. Dışarıda büyük sıkıntılar varken burası onun için cennet gibidir artık. Chaplin'in burada gösterdiği şey, bu buhranlar yüzünden "ceza çekenlerin" aslında "sefa sürdükleri"dir. Bir süre sonra üst makamlardan karakterimizin özgürlüğüne kavuştuğu haberi gelir ama o kalmak istemektedir çünkü dışarıda cefa vardır. Karakterimize orada kalamayacağını, çünkü "özgür" olduğunu söylerler.

Dışarıda aylak aylak dolanmaya başlayan karakterimiz, o sırada ailesi için ekmek çalan kız ile karşılaşır ve onun suçunu üstlenir. Amacı hem kıza yardım etmek, hem de bir an önce hapishaneye geri dönmektir. Fakat kızın suçlu olduğu anlaşılır ve ekip arabasına alınır. Karakterimiz de bir yolunu bulup o arabaya biner. Yolda geçirdikleri bir kaza sonucu kızla birlikte kaçarlar. Aşk başlamıştır artık. Bir ağacın kenarında hayal kurmaya başlarlar. Bence filmin en vurucu yeri, karakterimizin hayallerinin gösterildiği sahnelerdir. Onlar da büyük patronlar gibi düşünürler. Çünkü şartlar insanları buna yönlendirir. Her şeyin elinin altında olduğu, penceresinde türlü yemişlerin yetiştiği, kahvaltılık sütünün hemen bir inekten "döküldüğü" bir hayal dünyası vardır kahramanımızın. Çünkü bu hayalini kurduğu şeyler "iyi"dir.

Kahramanımız yeniden çalışmaya karar verir sevgisi için. Bir mağazanın güvenlik görevlisi olarak işe girer rastgele. Gece vardiyasında çalışacaktır. İlk gecede kız da mağazaya girer ve hayallerindeki şeyleri burada bulurlar adeta. Chaplin burada da bir karşılaştırma yapma fırsatı sunuyor bize. Aynı gece mağazaya giren hırsızlardan biri karakterimizin fabrikadan arkadaşıdır. O da işsiz kalmıştır ve arkadaşlarıyla beraber hırsızlık yapmak için değil, karınlarını doyurmak için girmişlerdir o mağazaya. Mağazadaki ilk gecesinde berbat bir performans gösteren kahramanımız hemen işten atılıverir.

Genç kızımız bir ev bulmuştur. Ev ama sadece dört duvar vardır. Sağlam da değildir üstelik. Fakat bu yer onlara cennet gibi gelir. Eve girdiklerinde kurdukları cümlelerle Chaplin bize şunları söyler: "Bu insanlara ancak bu kadarla mutlu olması gerektiği dayatıldı." Ardından bir sabah fabrikaların yeniden açılacağı haberini okuyan karakterimiz hemen fabrikaya koşar ve işi alır. Bir teknisyenin yanında yardımcı olacaktır. İş yolunda gitmez ve teknisyen bir şekilde makinenin içine sıkışır. Onu kurtarmaya çalışan ana karakterimiz paydos saati geldiğinde kurtarmayı bırakır. Çünkü nasıl iş saatleri dışında nasıl işten başka hiçbir şey, hapşırmak dahi- yapılmıyorsa, paydos saatinde de paydostan başka hiçbir şey yapılmaz; aynı makineler gibi. Fakat kahramanımız biraz daha vicdanlı davranır ve ona da yemeğini yedirmeye çalışır çünkü eğer mola vaktinde yiyemezse yemeğini daha sonra hiç vakti olmayacaktır.

Filmin sonlarına doğru genç kız ve kahramanımız bir restoranda garson olarak çalışır. Fakat kızı arayan devlet memurları izlerini bulunca oradan da kaçarlar. Son sahnede kız kahramanımıza, dolayısıyla bizle- şu önemli soruyu sorar: "Denemenin, çabalamanın ne faydası var?". Kahramanımız da kıza, dolayısıyla bize- şu önemli cevabı verir: "Üzülme, başaracağız."


---spoiler---

 

Bu filmi ben çekseydim hiçbir değişikliğe gerek duymadan (renklendirmeye bile), hatta bu değişikliklerden kaçınarak olduğu gibi çekmek isterdim. Çünkü gerek bir eleştiri, bir uyarı olarak gerek de bir film olarak çok iyi bir eser. Filmin enerjisi, değindiği ve beslendiği şeyler ve içindeki mizah duygusu tam kıvamında olmuş. Böyle filmleri insanlar anlamasa bile izlemeli. Çünkü insan, makinelerin tersine, anlamadığı şeyleri bile kavrayabilme yetisine sahiptir.

oluşturulma tarihi: 2013-03-08 20:58:56 (3 yıl önce)
güncelleme tarihi: 2013-03-10 04:13:26 (3 yıl önce)
okunma sayısı: 16, beğenilme sayısı: 12

yapışkan kelimeler: charlie, chrales, chaplin, modern times, büyük buhran

Yorumlar

sersak53
sersak53
Ne kadar büyük bir usta olduğunu gerçekten bu filmde de görüyoruz. Şimdiki yönetmenlere ve filmlere bakıyorumda ne kadar da eksikler zamanda ileride olsalarda kalite olarak bu filmlerin yanından dahi geçemiyorlar.
9 ay önce

Olan Biten

  1. Rahilaa, "'Sybil' Gerçek Bir Hayattan Uya..." adlı yazıya yorum yaptı. 23 gün önce
  2. fthgzl79, "Kontrolü Kaybetme Zevki Üzerin..." adlı yazıya yorum yaptı. 5 ay önce
  3. fthgzl79, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. 5 ay önce
  4. Coreality, "Bir İç Hesaplaşma Olarak 'Dog..." adlı yazıya yorum yaptı. 5 ay önce
  5. gokturk_d, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. 7 ay önce
  6. zverkov, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. 7 ay önce
  7. mucahit, "Kış Uykusu Üzerine..." adlı yazıya yorum yaptı. 7 ay önce
  8. chillshaker, "Üç Renk: Beyaz..." adlı yazıya yorum yaptı. 8 ay önce
  9. sersak53, "Modern Zamanlar Anlatısı Üzer..." adlı yazıya yorum yaptı. 9 ay önce
  10. ivalde, "Üç Renk: Beyaz..." adlı yazıya yorum yaptı. 11 ay önce