Filim Adamı


Film Fecir » Lion

Lion

alt

Sinemaseverler için 2016 oldukça tartışmalı geçen bir yıl oldu. 89. Oscar töreninde “En iyi film“ ödülünü alarak hatırı sayılır bir kesimin nefretini üzerine çeken Moonlight, izleyicileri ikiye bölen Star Wars: Rogue One ve Civil War 2016’nın ses getiren yapımlarından birkaçıydı. Saydığım bu filmlerin hiçbirinden tatmin ayrılmamış bir sinefil olarak, kişisel favorim olan Lion hakkında bir iki kelam etmek istedim.

Avustralyalı yönetmen Garth Davis‘in ilk uzun metraj film denemesi olan Lion, senaryosunu “A Long Way Home“ isimli romandan alıyor. Saroo Brierley’in hayatını anlatan bu otobiyografik romanı önceden okuduğum için filmi de büyük bir heyecanla bekliyordum. Nicole Kidman ve Dev Patel gibi önemli oyuncuların da kadroya katılmasıyla filme karşı duyduğum beklenti hâliyle tavan yaptı. Peki, film bu beklentilerimi karşılayabildi mi?

Senaryomuz şöyle; 5 yaşındaki Saroo, Hindistan’ın Khandwa köyünde yaşamaktadır. Bir gün abisiyle birlikte tren istasyonuna giden Saroo, orada uyuya kalır. Uyandığında abisinin gitmiş olduğunu görür ve onu bulma umuduyla gördüğü ilk trene biner. Bu tren Saroo’yu yeni hayatının başlayacağı yere, evinden 1500 mil uzaktaki Calcutta’ya götürür. Küçük Saroo Hindistan’ın en büyük şehirlerinden biri olan Calcutta’da yaşam mücadelesi verir, sokaklarda uyur, dilenir, tanımadığı insanların evinde kalır. Neyse ki Saroo’nun şansı yaver gider ve bir yetimhane tarafından alınır. Bu sayede Hindistan sokaklarında ölüp giden binlerce çocukla aynı kaderi paylaşmaktan şans eseri kurtulur. Saroo bir süre sonra Avusturalya’daki bir aileye evlatlık olarak verilir. Hikayenin Hindistan’da geçen kısmı bu şekilde biter.

Filmin ikinci yarısı Avusturalya’nın Tasmanya adasında başlıyor. Saroo artık 30’una gelmiş bir yetişkindir. Eski hayatını hayal meyal hatırlamasına karşın geçmişinin hayaletlerinden hala kurtulamamıştır. Evine dönüp eski ailesine kavuşma isteğini hiçbir zaman yitirmemiş olan Saroo, Hindistan’a dönüş planı yapmaktadır. Saroo harita üzerinde Calcutta’yla Khandwa arasındaki tren istasyonlarını etraflıca araştırır ve dönemin en ünlü yazılımı olan Google Earth yardımıyla yola çıkar. Başarılı bir sinematografi ve muhteşem görsellerle süslenmiş bu macerada Saroo’yu hem iyi hem kötü sürprizler beklemektedir.

 

Lion birbirinden bağımsız iki filmi iç içe geçirmiş bir yapım gibi hissettiriyor. Kıyaslama yaparsak Hindistan’da geçen bölümler daha başarılı bir şekilde işlenmiş. En kalabalık ülkelerden biri olan Hindistan’ın düşük yaşam standartları ve keşmekeşi rahatsız edici bir yalınlıkla betimlenmiş. Öte yandan filmin Avusturalya’da geçen kısımları adeta akademi ödülüne oynamak istermişçesine rafine ve tozpembe bir atmosfere sahip. Bu kısımlarda tempo bir hayli düşse de güzel bir finalle durumu toparlamışlar. Bitiş jeneriğinde çalan Sia – Never Give Up içinse diyecek sözüm yok, filmle uyumlu, olağanüstü bir şarkı deyip geçelim.

Lion’un harika bir oyuncu kadrosuna sahip olduğunu belirtmek lazım. Nicole Kidman, Dev Patel, Rooney Mara ve David Wenham gibi oyuncular ister istemez filme dair merak uyandırıyorlar. Öncelikle Saroo rolündeki Dave Patel beni bu konuda hayal kırıklığına uğrattı. Slumdog Millionaire’deki başarılı oyunculuğu ile tanıyıp sevdiğim Patel, bu filmde ortalama bir performans göstermiş. Keza Saroo’nun üvey babası rolündeki David Wenham da rolü gereği çok silik kalmış. Saroo’nun kız arkadaşı Lucy ise tamamen gereksiz bir karakter. Devamlı sızlanıp Saroo’ya dert olmaktan başka bir işlevi yok kendisinin. Bu yüzden Lucy’i oynayan Rooney Mara hakkında yorum yapmayacağım. Anne rolündeki Nicole Kidman ise karakterinin hakkını vermiş. Zaten bu tip ağır rollerin altından başarıyla kalkabilen bir aktris Kidman. Nitekim bu filmdeki performansını izlerken de yer yer gözlerim doldu. Küçük Saroo’yu canlandıran Sunny Pawar ise filmin parlayan yıldızı olmuş. Şirin siması bir yana oyunculuğuyla da rolüne cuk oturmuş Pawar.

Lion şüphesiz ki 2016’da çıkan en iyi filmler arasında yer alıyor. Etkileyici hikâyesi, insanı kendine hayran bırakan görselleri ve sıcacık atmosferiyle tam bir aile filmi Lion. Mamafih kusurları da yok değil elbet. Filmin ilk yarısına kıyasla durağan geçen ikinci yarısı ve amaçsız bir karakter olan Lucy filme dair negatif eleştiri yapabileceğim unsurlardan bazıları. Tabi zor beğenen bir izleyici değilseniz bunlar göz ardı edebileceğiniz eksiler. Eleştirel bir bakış açısıyla baktığımızda Lion mükemmel bir film değil. Söz gelişi aynı sene çıkan ve bilim – kurgu türüne farklı bir bakış getiren Arrival, her açıdan daha kıymetli bir film. Yine de Lion, duygusal yoğunluğu ve samimi anlatımıyla 2016’nın devleri arasından bir şekilde sıyrılmayı başarıyor. Siz en iyisi tavsiyeme kulak verin ve bu seferlik eleştirmen şapkanızı çıkarın. Bırakın Lion sizi hazırlıksız yakalasın.

oluşturulma tarihi: 2017-09-27 00:20:54 (yaklaşık bir ay önce)
güncelleme tarihi: 2017-11-06 23:19:45 (17 gün önce)
okunma sayısı: 3, beğenilme sayısı: 3

yapışkan kelimeler: Lion, 2016, A Long Way Home, Saroo, Hindistan, Avusturalya, Nicole Kidman, Dev Patel

Yorumlar


Olan Biten

  1. karindesenjack, "God on Trial ve Kötülük Probl..." adlı yazıya yorum yaptı. 4 gün önce
  2. Asim Mauser, "Ölümsüz Kadın..." adlı yazıya yorum yaptı. 10 gün önce
  3. Kahramanj, "Ölümsüz Kadın..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir ay önce
  4. stupidflanders, "God on Trial ve Kötülük Probl..." adlı yazıya yorum yaptı. 2 ay önce
  5. zett, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. 9 ay önce
  6. Rahilaa, "'Sybil' Gerçek Bir Hayattan Uya..." adlı yazıya yorum yaptı. 11 ay önce
  7. fthgzl79, "Kontrolü Kaybetme Zevki Üzerin..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  8. fthgzl79, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  9. Coreality, "Bir İç Hesaplaşma Olarak 'Dog..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  10. gokturk_d, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce