Filim Adamı


Film Fecir » İncir Reçeli furyasına hitaben

İncir Reçeli furyasına hitaben

yazar: @kavunici
incir-receli (2011)

 

Geçenlerde yoğun ısrar üzerine incir reçelini izleme gafletinde bulundum. Çevremdeki bi çok insandan uzun zamandır duyuyordum. Aman efendim şöyle güzel, aman efendim böyle ağladım, duygulandım. Çok feci harika, mükemmel bi konu, kız çok tatlı. Efendime söyleyeyim adam çok hoş vs vs. bunun gibi olumlu ve merak uyandırıcı şeylerdi duyduklarım.  

 

E bende yazımın büyük bi bölümünü evde oturup film izlemeye ayırdığım için. Kimi zamanlar günde 6 film izlediğim bile oluyor , e bu durumda Çevrenizden duyduğunuz  her filmi izleme alışkanlığı ediniyosunuz.  Bunuda izleyeyim o zaman ben.  A dur onuda izleyeyim.  Oh yarınada izlenecek 6 film çıktı, darısı öteki günün başına falan diyebiliyosunuz.

Velhasıl kelam incir reçelini izleme kara verdim.  Yiyecek stoğumuda yeniledikten sonra oturup tekli koltuğuma izlemeye koyuldum. İzledim.

 

Aman tanrım.

 

O neydi öyle?

 

Filmin konusundan ziyade başroldeki hatun kızımızın oyunculuğunun kötü olması gözümüze gözümüze sokuluyor.  “ Sen izliyosun ama ben hiçte inandırıcı bi oyuncu değilim, hahaha.”  Gibi bi izlenim uyandırıyor insanda. Rol kızda, kızda filmde fazlasıyla iğreti duruyor.

 

Bu durum ilk eksi puanı filmin hanesine yazıyor tabiiki.

 

Neyseki erkek oyuncu bu kadar sırıtmıyor filmde.

 

Velhasıl kelam.

 

Olabilir, kız daha yeni oyuncudur, bu filmde iyi bi iş çıkaramamış olabilir, genç yeteneklere yol açmak gerekir, fazla ön yargılı olma diyerekten , kendimi güdüleyip filmi izlemeye devam ediyorum.

 

Derken, o ne öyle. !!??

 

Yalnız yaşayan, bunalıma girmesine ramak kalmış, yazamayan bi yazar. YUH!

 

Bu klişeden sıkılmadı mı artık senaryo yazarları.

 

Neyse,  barda tanıştığı kızı saf temiz duygularla evine götürüyor. Kızda maşşallah bu duruma o kadar alışkınki sanki tanımadığı bi adama notlar yazmalar, kahvaltı hazırlamalar, gülücükler, sevimli olma çabaları, 45 yıllık dost gibi davranmalar. Ki bu kızda yani içten içe çöküntüde olan hayattan umudunu kesmiş bi kızcağız. İçi seni dışı beni yani, o hesap.

 

Sonradan anlıyoruzki kız aids.

 

E kızım madem aidsin, madem tedavi olmuyosun, madem sevişmiyosun.

 

 Niye adama gidip yanaştın, niye aklına girdin, niye aşık ettin, onunla sevişmeyip ona aids bulaştırmak istememen korumacı bi davranışta onu kendine aşık edip öyle sap gibi ortada bırakman ne kadar korumacı oldu bilemedim.  

 

Herneyse,

 

Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, filmdeki hanım kızımızın böyle tipik liseli ergenler gibi “aşkııııım” “yaa hayatıımmmm” “ama bitaneeem” gibisinden konuşmasıda insana fazlasıyla itici geliyor.

 

Bu kız hayatın sillesini yemiş, olgun bir kız profili çizecekken ergenliğinin tadını çıkaramamış hoppala bi kız profili çizmişler. Ki oldukça kötü durmuş bu. Çünkü diğer yandanda kızımız her fırsatta özlü sözler etmektende geri durmuyor. Nedir bu özlü söz çılgınlığıki? İnsan normal hayatında kaç kere vay bee diyebileceği şeyler söylerki.  Hadi bir kere olmadı iki kere. Ama yok bunlar öyle insanlarki her anları hayata dair muhteşem, acıklı, duygulu sözler söylemekle geçiyor. Konuşmuyor adeta kitap okuyorlar sanki. Ki söylenen sözlerde o kadar bayatladıki, hayat ………… ile başlayan. Yaşamak……… ile başlayan sözler artık anlamsız. Kimse sözlere göre yaşamıyor. Kimse kimsenin acıklı hikayelerine göre hayatlarına yön vermiyorki. Bırakın artık bu özlü söz muhabbetini. Rahat etsin insanlar. Yapmacıklıktan başka bi şey kazandırmaz bu filmdeki karakterlere.

 

Derken, birde filme biraz yanlış anlaşılma ve ayrılık sebebide eklenmeli tabiiki.Diye düşündüm ve düşündüğüm başıma geldi. Bir dizi saçma yanlış anlaşılma ve ayrılık. Daha inandırıcı bi yanlış anlaşılma olabilirdi. Zira izleyen herkes o adamı gördüğü gibi “ahanda bu babası” demişken. Bizim oğlanın onu kızın eski sevgilisi olarak düşünmesi biraz aptalca olmuş.

 

Ve tabiiki tesadüfler. Olmazsa olmazdı. Olduda zaten.

 

Kızın doktorunu orada görmesi ve o şekilde kızı bulması. Kızın doktorunun orada ne işi var. Kız adamın onu bulmasını istemiyoduysa doktoru ne boş boğazlıymışta hemen söyledi.

 

Her neyse, ayrıca söylemeyi unuttum filmde kızın sürekli sevişmek yok sevişmek yok! Demeside çok yapmacık geldi.  Prezervatif diye bişey var ama dimi. Sevişmeyi kendine yasaklaması filmi izleyen aidsli insanlar üzerinde çok büyük bi etki yaratmış olabilir. Tabiiki kötü etki. Aids hakkında hiç bi şey bilmeyen biri fazlasıyla yanlış bilgi edindi.

 

Ne tutuyosunuz kendinizi, alın bi prezervatif rahat edin gençler diyesim geldi filmi izlerken.

 

Sevişmek, sevginin göstergesidir, insani bi ihtiyaçtır ve önemlidir.

 

Bundan kendini soyutlayarak aslında tamamen hayattan soyutlamış oluyor. Bi yandan hayattan vazgeçmiş diğer yandan hayatla dolu gibi görünmesi ironinin yanı sıra fazlasıyla yapmacık geldi, düşünceli insan tipi çizilmeye çalışılmış belki ama fazlaca duygu sömürüsünden öteye gidememiş bence.

 

Heleki o çıplak karşılıklı oturdukları sahne. Aman allahım. Ne o öyle.

 

Seni sevmek bilmem ne yapmak gibi, seni sevmek bilmem neyi hissetmek gibi, seni sevmez zart gibi zurt gibi. Bu ne ya?  Ortaokuldayken sevgilimizle böyle diyaloglara giriyoduk biz.

 

Gelgelelim filmin sonuna. Kızımız son anlarında bile özlü bir şeyler söyleme çabasında ve gencecik yaşında ölürken sırf yanında sevdiği adam var diyede gayet mutlu ölüyor. Ölmek yerine tedavi olma kısmını es geçmesi mutluluğa engel olmuyor. Başlı başına saçmalık. Tedavi olup yaşayabilmek gibi bi seçenek varken , sırf toplum dışlaması sebebiyle tedaviyi reddetmiş biri hayatı sevmez. Hayatı bırakın bi adamı asla sevemez. Çok seviyosan tedavi olsaydın kardeşim derler adama.

 

Salt olumsuz eleştiri oldu ama maalesef olumlu eleştirilerim mevcut değil.

 

Olmamış gençler olmamış.

 

Başka film yorumlarımda görüşmek üzere.

 

Sevgiler.

 

Not: toplumsal bi yaraya parmak basmış muhabbeti ne olur yapmayın bu film hakkında. Aidsli insanların  toplumca dışlanması elbette bir sorun, elbette aşılmalı, elbette anlatılmalı insanlara ama ondan öte bu ülkede travestilerde dışlanıyor, eşcinsellerde dışlanıyor. Katbekat fazla, katbekat şiddetle.  Katbekat ölümcül. Bu durumda kalkıp aids için toplumun kanayan yarası demek fazlaca bakış açıdan yoksun geliyor bana. Toplumun kanayan yarasna parmak basmak buysa ben daha önce bastığım parmaklarımı çekiyorum.

 

Not2:  çok uzun ve karışık bi film yorumlaması oldu belki ama napim tutamadım kendimi, çok doluyum çok.

 

oluşturulma tarihi: 2011-08-08 13:51:12 (5 yıl önce)
güncelleme tarihi: 2011-08-08 15:39:00 (5 yıl önce)
okunma sayısı: 187, beğenilme sayısı: 148

yapışkan kelimeler: incir, reçeli

Yorumlar

malifalitiko
malifalitiko
Çok iyi olmuş. :)
5 yıl önce
turan-sert
turan sert
Filmi bir otobüs yolculuğunda ortasından sonuna, ve sonra başından ortasına doğru izledim. garip bir izleme şekli oldu. gerçek yaşamda kişilerin bu tür durumlarda bu kadar uçlarda davranış ve tutum sergileyemeyecekleri konusunda hemfikirim. Bazı bölümlerin akışının doğal olmadığı izlenimi de buradan doğuyor herhalde. Ben şöyle düşündüm: Yönetmen ve senarist ekibi, kafalarında olmasını istediklerini yansıtmışlar perdeye. Özellikle reçel kavramını eleştiren zavallı gencin kahve makinası yolundaki yazardan yediği anlık sıkı yumruk bunu sembolize etti bana. sanat sanat içindi ve izleyip izlememek bizim elimizdeydi, ama izleyeceksek öyle rastgele eleştirmek yoktu ona göre. O yumruk bana şunu düşündürdü: belki de biryerlerde biri bu tür bir acı yaşamıştı ve içindekileri paylaşıp azaltma yolunda sinemayı aracı yaptı. bu yüzden filme bütününde saygı duydum ve izledim. Entellektüel düzeyi yüksek insanlara bir tür sorumlu davranış modeli ve bir tür gizli imdat çığlığına duyarsız kalmama yolunda da iki mesajı olabileceğini düşündüm. daha iyilerini bekliyoruz hep beraber.
5 yıl önce
turan-sert
turan sert
Özür dilerim, yazı niye böyle çıktı anlamadım.

5 yıl önce
mbaran
mbaran
Fazla önyargılı izlediğini düşünüyorum.
5 yıl önce
kavunici
kavunici
aksine, ön yargılarımdan tamamen arınmış ve iyi bir film izleyeceğim inancına bürünerek incir reçelini izlemeye başladım ben.
kesinlikle daha iyisini bekliyordum. ama daha iyi değildi.
bu nacizane bakış açımdır.
beğenmeyenden katbekat fazla kişi bu filme hayranlık falan duyuyor.
beklentiler demekki çok çok farklı.


5 yıl önce
mbaran
mbaran
"Heleki o çıplak karşılıklı oturdukları sahne. Aman allahım. Ne o öyle."

görsel açıdan güzel bir sahne olduğunu düşünüyorum. oldukça anlamlı da olmuş. bir ilişkinin illa ki cinsellik olmadan yaşanabileceğini anlatması açıdan klişe olduğu kadar bunu anlatış şekliyle özgün. aids orada belki de sembolik bir olgu.
5 yıl önce
horricik
horricik
"Heleki o çıplak karşılıklı oturdukları sahne. Aman allahım. Ne o öyle."

şu cümlenin aynısını filmden çıkınca kurdum.

Cidden tüm duygu ve düşüncelerime tercüman olmuşsunuz.. izlediğim en "tırt" filmlerden biriydi sanırım..
5 yıl önce
edabalim
edabalim
bende kavunicinin söylediklerine katılmaktayım. adamın oyunculuğu yine neyse de kadının ki gerçekten çok yapmacık duruyor. bu durumda filmin inandırıcılığını ve akışının kaybetmesine sebep oluyor. filmin konusu ve iletmek istediği mesajla ilgili bir sıkıntı yok fakat bunu nedense aids li insanları ötekileştirerek onları acındırarak yapılmış. özetle bir "tırt" ta benden
5 yıl önce
Quentin-Nolan
Quentin Nolan
Ağladıkları her film güzeldir onlara :)
5 yıl önce
jeffreygoines
jeffreygoines
söylenecek tek şey kalmış ADAM HAKLI BEYLER
5 yıl önce
ggsh
ggsh
ben de arkadaşlarımın ısrarı üzerine izledim. tamamen vakit kaybıydı. gerçekten olmamış
5 yıl önce
peaceful89
peaceful89
ben özellkle bazı sosyal paylaşım sitelerinde 1-2 filmin abartılıp herkesin bu filmlerden bahsetmesine ve her dk gözüme sokmalarına ayrıca filmin her müziğini defalarca paylaşmasına sinir oluyorum örneğin kaybedebler kulübü gibi
5 yıl önce
nanelimong
nanelimong
yazını okurken bol bol güldüm :) söylediklerinin çoğuna katılıyorum.
eline sağlık.
5 yıl önce
melekce
melekce
yazdıklarının bi kısmına katılıyorum fakat biraz acımasızca eleştirdiğinide söylemem gerek. çok iyi bir film değil belki ama kimi sahneler gayet duygusal ve güzel gibi geldi bana.
5 yıl önce
karamat
karamat
Bu yazı cidden gerekliydi.. :) "Seni sevmek bilmem ne, seni sevmek cart curt..." Bir de bu sahnedeki söyleyiş tarzlarına bakın hiç bir yanlışlık yok. Ezbere şiir mi okuyorsun arkadaşım. -İçindekileri söyledin diyelim nasıl anında bu tarz sözler uydurma yeteneğin var?- (Ya da ben çok odunum.) Sevişmeden sevmek mi... Kaç yaşında adamlarsınız hakkaten al bi prezervatif. Ha hatun bir de çok hayat dolu çok neşeli bu gözümüze sokulmuş. Bu kadar neşeli bir insanın ölümü tercih etmesi saçmalıktan ibaret. Bir de insanlarıın filmi feci sevmesi var ya ayar oluyorum resmen. "Ay çok güzeldii...." Neyse ben de doluyum. Eline sağlık hislerime tercüman olmuşsun :)
5 yıl önce
soie
soie
iyi ki hala izlemedim diye kendimle gurur duyuyorum :)
5 yıl önce
ericccartman
ericccartman
kızımız gerçekten kötü bir oyuncu ama repliklerin fazla basite alınması yönüyle acımasız bir eleştiri.
5 yıl önce
milkybonbon
milkybonbon
Ben de otobüs yolculuğu sırasında izledim filmi. Romantiklikten uzak bi'film hakketen.. Bir de karamat'ın da belirttiği üzere kızın o kadar hayat dolu olmasına rağmen tedaviye yanaşmaması tuhaf. Kaldı ki filmde aidsle ilgili bilgiler de veriliyor, kız araştırmış gayet anlatıyor, fakat ah be yavrucum googledan aratacağında karşına çıkan ilk sitede bile bulabileceğin çok net bir bilgi var, aidsliler de hamile kalıp çocuk sahibi olabiliyorlar, topluma mesaj verelim, aidslileri sevelim derken ters tepen bi mesaj olmuş bence.
5 yıl önce
darkblack
darkblack
biraz ön yargılı izlediğinizi düşünüyorum. belki bu filmin fazla popüler olmasından kaynaklanan bir tepkidir bilemiyorum. "bundan daha önemli parmak basmalık noktalar var onlar dururken..." filan demek mantıklı değil. yönetmen ona parmak basmak istemiş, ona basmış. hatta yönetmen herhangi bir şeye parmak basmak istememiş, içinden geleni olduğu gibi çekmek istemiş olabilir. sinematografik açıdan baktığımız zaman bence film facia değil. olağanüstü de değil. normal, abartılmaması gereken filmlerden biri bence.

filmi izlerken tahammül edemediğim tek bir sahnesi vardı o da çıplak oturup saçmaladıkları sahne. feci klişeydi. buna benzer sahneler kaybedenler kulübün'de de vardı misal. radyoculardan birinin annesiyle olan muhabbetinin olduğu sahneleri izlerken tahammül edememiştim. bu tarz klişeler hemen her filmde var. küçük sahneler yüzünden tüm filmi yakmamak gerek.
5 yıl önce
zett
zett
Bu film fazla popüler olmasaydı eminim bu kadar rahatsız etmezdi. Az biraz Sweet November ve Sassy Girl çakması da olsa bence türk sineması açısından olumlu bir film. Film zevki hakikaten zamanla gelişen birşey olduğu için zaten onca bağımlı bağımsız film izledikten sonra bu tür filmler yavan gelir. Ama o zamanla gelişen zevkin bir öznel boyutu var ki filmlerin insanlara hatırlattıkları.İşte onu cannes'ta jüri olan adam bile anlayamaz sanırım. Yazın çok başarılı ama biraz acımasız.
5 yıl önce
zerkalo
zerkalo
uzun zamandır böylesine güldüğüm bi film yorumu okumamıştım :)
izlerken bu kadar gözüme batmamıştı ama okudukça yazdıklarını " a vallahi öyle" demekten alamadım kendimi.
iyi bi yazı olmuş.
eline sağlık.
5 yıl önce
emert
emert
filmi izledikten hemen sonra yazını okumaya başladım açıkçası filmden bende senin gibi herkesin anlattığı kadar etkilenmedim ama senin kadar da kötü eleştirecek bir yanını da göremedim. Aslında yazındaki bazı mantık hatalarını sana söylemek isterim. başrolde ki kız hiçte yeni bir oyuncu değil bana göre ondan istenildiği gibi oynamaya çalışmış ve oyunculuğu da o kadar kötü değil. sen esas kızımızın adamın evine ne kadar rahat gittiğini, biranda aşık oluşunu, hoppala bir kız oluşunu sorgulamışsın ama filmi bana göre hiçte iyi izlememişsin; kızımız hayatı boyunca kimseyle aşk yaşayamamış ve muhtemelen çocukluğunu hastahanelerde geçirmiştir bu nedenle seninde söylediğin gibi ergenliğini yaşayamamış bir genç kız gibi davranmıştır. bana sorucak olursan aksi biraz komik olurdu. kızın adama direk güvenmesi aşık olması ömrü boyunca kimseye aşık olmamış kimseye dokunamamış olan birini düşününce oldukça makul olduğunu anlayacağını umuyorum. aslında sana en büyük eleştirim HIV hastalarına yukarıda vermiş olduğun tavsiye aman sakın hasta dostlarım siz siz olun bu tavsiyeyi dikkate almayın çünkü HIV virüsü bir çok prezervatifin gözeneklerinden daha da küçüktür yani prezervatif hastalığın bulaşmasını engelleyemez. bu denli büyük bir tavsiye verirken lütfen çok dikkatli ol. bunların yanı sıra yazındaki diğer bütün yorumlara katılıyorum klişeler sözler tam dediğin gibi. bu arada filmin müzikleri oldukça iyiydi. son olarak türk filmleri klasmanında oldukça iyi bir yere sahip benim açımdan çünkü recep ivediklerin yanı sıra bu denli filmlerin çekiliyor olmasını desteklememek elde değil.

5 yıl önce
emert
emert
hiç uyumadan uyuklayarak yazılmış bir yazıdır lütfen yazım hatalarımı ve bazı anlam karmaşalarını dikkate almayınız :)
5 yıl önce
kavunici
kavunici
kendi öznel fikirlerin olduğu için söylediklerine bir şey diyemem, yorumun için saol :)

lakin aidsin prezervatif kullanılsa dahi bulaşacağına ilişkin söylediklerinin yanlış olduğunu belirtmem gerek.
şimdi böyle bi sitede bu konuyu konuşmak yersiz kaçabilir, kusura bakmayın kardeşler :)
ama şimdi şöyle ki, doğru ve sağlam prezervatif kullanılması bulaşma riskini %99 oranında engeller.
he dersenki yırtık olabilir, delik olabilir. evet olabilir.
e o zaman yırtık , delik olur diye çocuk istemeyen eşlerde hiç prezervatif kullanmasın, sevişmesinde.
oh ne güzel. kardeş kardeş bi hayat yaşayalım.

şaka bi yana, anlatmaya çalıştığım şu. aids li bi hasta bi çok açıdan hayattan soyutlanmak zorunda kalıyor, yada bi şekilde başkaları tarafından soyutlanılıyor. insani ilişkilerden uzak kalıyor, en önemlisi aşk ilişkisindende elbette.
kalkıpta aman diyim ha sakın biriyle birlikte olma, prezervatife güven olmaz, bulaşır. demek git kendini bi kavanoza koy orda ölmeyi bekle demekle eş değerdir.

velhasıl kelam.
aids li hastalar üzerinde gereksiz bir korku ve yalnızlığa yol açtığını düşünmekteyim, nacizane görüşüm budur.

bu burada konuşulacak konu mu bi yürüyün gidin allah aşkına diyosanız, haklısınız.

sevgilerimle. :)
5 yıl önce
lahanaman
lahanaman
Vay be ne geyik dönmüş burada. İzlemediğim ve izlemeyeceğim bir film hakkında ilk kez bu kadar şey okudum. "Otobüs yolculuğu esnasında koltuklarda karşılıklı çıplak oturan çiftin bir türlü sevişememesi" üzerine kurulu sanırım konu. Böyle yazınca Bunuel filmi gibi durdu. Yazını okudum ve izleme ihtimalimi sıfıra indirdiği için ekstra beğendim:)))
5 yıl önce
emrullah
emrullah
yazıyı okurken gülmem bir yana yorumları okurkende bayağı bir güldüm :)
bende filmi beyenmeyenlerdenim. o yüzden yazını çok beğendim. :)))

ağzına sağlık kavunici
5 yıl önce
abiduk
abiduk
kızın oyunculuğu berbattı, ama halil sezainin oyunculuğunu ve sesini beğendim.
ama o bile kurtaramamış filmi tabi. katılıyorum yazdıklarına. söyleyecek bi şey bırakmamışsın bize :D
5 yıl önce
usher
usher
genel hatlarıyla fena bir film değildir, ayrıntıya indiğimizde evet çok abartı yada insana gereksiz gelebilecek yanları vardır ama biraz fazla acımasızca eleştirmişsin.
5 yıl önce
kavunici
kavunici
sayenizde kendimi erol taş gibi hissetmeye başladım.
acımasız değilim arkadaşlar aa.
filmi öve öve bitiremeyip yere göğe sığdıramayan insanlardan farkım yok. bende kendi süzgecimden geçirip nacizane fikirlerimi yazdım o kadar.
:)


5 yıl önce
hamzaa
hamzaa
yazılarının hepsini okudum ve en çok bunu beğendim.
gayet eğlenceli ve komik yazıyorsun, beğendim.
kabul etmesende biraz acımasızca eleştirmişsin ama haklısın bana kalırsa.
kötü bir filmdi.
zaman kaybı.
5 yıl önce
habis
habis
bende filmi biraz geç izleyenlerdeniz, senin gibi arkadaş ısrarı üzerine izledim ve izlemeden önce ciddende güzel bi dram bekliyordum, dumura uğradım resmen.
bi çok türk filmine göre daha izlenebilir olsada yinede kötüydü.
yazın oldukça başarılı, söylemek istenenlerin hepsini söylemişsin zaten.

5 yıl önce
sinesko
sinesko
şimdiye kadar hep incir reçeli hakkında fazla abartılı ve övgü dolu yazılar okumuştum, ilk defa övmek dışında bi şeyler yazan birine denk geldim. ve hepsine katılıyorum :)
5 yıl önce
coyotitto
coyotitto
kendimi kaptırarak filmi izleyip, beğenmek için kendimi onca tavsiye üzerine zorlasam da, bir kaç beğendiğim sahne dışında kavunici adlı arkadaşa katılıyorum. özellikle esas adamın kendini kaybetmişçesine incir reçeli alması üzerine gülmekten alamadım kendimi. sinemada izlemiştim ve hatta ağladım bile, o kadar. ama üzerine düşündükçe garip bir şekilde sevmedim filmi. Hele hele orda burda herkes filme bayıldığını ve böyle bir film olmadığını dile getiren abartılı yorumlar eşliğinde filme dair birşeyler paylaştıkça içim bir fena oluyor artık.
5 yıl önce
siyahtuval
siyahtuval
anlamaıyorum neden bu kadar önyargılısınız? öznel birşey bu bir ilişkinin illa ki cinsellik olmadan yaşanabilmesini anlatmış. Hatun hiç te yeni oyuncu gibi durmamış. gerçek hayatta seni sevmek bilmem cart curt söylenmez demişsin. yemek yeyip tuvalete gitmemizi çorap çıkarmamızı film olarak yapsınlar? yani illa gerçek hayatla özdeşleşmesini istiyorsan çoğu filmi elemen gerek testere örümcek adam matrix vb... onemli olan seni iyi veya kötü düşündürmüş olması. bak amacına ulaşmış ama senin o beğenmediğin şeye ne diller dökmüş ciddiye alarak dile getirmişsin :) bilinç altını yokla bence ...
4 yıl önce
zeddogan
zeddogan
http://sanat.milliyet.com.tr/-incir-receli-bir-cuval-inciri-berbat-etti-/sinema/haberdetay/03.03.2011/1359383/default.htm
Aytaç Ağırlar geçen yaz teşekkürleri almak, soruları yanıtlamak üzere bir facebook hesabı açmıştı. Ve ben de bu linki kopyalayıp Aytaç beye fikrini sordum. Ve maalesef hiç bir cevap alamadım.
Önyargılı olmaktan bahsedilmiş. Ben öncelikle İncir Reçeli'nin barındırdığı önyargıları, yanlışları sormak isterim. Ha eğer ''film yahu, hayal gücü'' diyecekseniz(ki çok duydum, abarttığıma kadar varıldı) sanıyorum filimadamlığında/madamlığında bir yanlış var.Ama çözemedim, kimdedir?
4 yıl önce
shutterbugiconium
shutterbugiconium
İncir Reçeli'nin senaryosu biraz arızalı ve belli ki belli bir noktada senarist tıkanmış ve " Ahan da bu kızın babası" diyeceğiniz yere olmadık bir yanlış anlaşılma yerleştirmişler. “Gerçek yaşamda öyle olmazdı, şöyle olmalıydı…" tarzından yorumları haksız bulduğumu söylemeliyim. Eğer bir filmdeki bütün kişiler herkesin her gün gerçek yaşamda karşılaşabileceği alelade insanlar olsaydı zaten 'ölümsüzleştirilecek' film ya da roman karakteri olmazlardı. Gerçek yaşamınızda filmlerdeki gibi konuşan insanlarla karşılaşmanız milyonda bir ihtimaldir ama tekdüze diyaloglardan oluşan filmlerin ne kadar sıkıcı olabileceğini takdir etmeniz lazım ve filimadaminda niçin 'dehşetengiz replikler ’gibi bir kategori olduğunu da kendinize sormanız lazım. Bazen bir filmi hatırda kalır kılan kötü ve inandırıcı olmayabilecek senaryosuna rağmen sıra dışı karakterleri, ergen sevecenliği ve müzikleridir.
Toplumuzda cinsellik ve alkol ile ilgili ciddi, arızalı tabular varken son dönemde çekilen Kaybedenler Kulübü, Issız Adam, İncir Reçeli ve Başka Dilde Aşk gibi filmlerdeki cinsellik ve düzenli içicilik vurgusunu anlamış değilim. Bu toplumun çoğunluğu henüz “sevişmek, sevginin göstergesidir, insani bi ihtiyaçtır ve önemlidir.” sözünüzü anlamış değil zira. Dahası “sosyal içiciliğin” bile ne anlama geldiğinin anlatılması gerektiği bu toplumda söz konusu filmlerdeki karakterler üzerinden düzenli ve aşırı içme davranışının her ‘sosyal’ ve ‘âşık’ birey tarafından sergilenmesi gerçeğini de anlamıyorum.

3 yıl önce
stupidflanders
stupidflanders
izlemem ki deli miyim.
3 yıl önce
tuhafakillimuzirserseri
tuhafakillimuzirserseri
Tv2 de rastlamıştım bu filme.Ergenler çok bahsettiği için biraz takılayım dedim.İlk yarım saati güç bela izledim.(sonuna kadar gitmeyi nasıl başardın bence onuda anlatsan iyi olacak :))gerisi hakkında inan hiçbir bilgim yok özellikle şu karşılıklı soyundukları sahneyi görmedim.Velhasıl
seek three book than..
2 yıl önce

Olan Biten

  1. zett, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. 2 ay önce
  2. Rahilaa, "'Sybil' Gerçek Bir Hayattan Uya..." adlı yazıya yorum yaptı. 4 ay önce
  3. fthgzl79, "Kontrolü Kaybetme Zevki Üzerin..." adlı yazıya yorum yaptı. 8 ay önce
  4. fthgzl79, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. 8 ay önce
  5. Coreality, "Bir İç Hesaplaşma Olarak 'Dog..." adlı yazıya yorum yaptı. 8 ay önce
  6. gokturk_d, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. 10 ay önce
  7. zverkov, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. 10 ay önce
  8. mucahit, "Kış Uykusu Üzerine..." adlı yazıya yorum yaptı. 11 ay önce
  9. chillshaker, "Üç Renk: Beyaz..." adlı yazıya yorum yaptı. 11 ay önce
  10. sersak53, "Modern Zamanlar Anlatısı Üzer..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce