Filim Adamı


Film Fecir » God on Trial ve Kötülük Problemi

God on Trial ve Kötülük Problemi

yazar: @tambenlik
god-on-trial (2008)

Eski Yunan’dan bugüne farklı filozoflar tarafından formüle edilen mantıksal kötülük problemi, iyi, adil ve her şeye gücü yeten bir Tanrı ile dünyadaki kötülüğün varlığının nasıl bir arada bulunabildiği sorusuna dayanmaktadır. Felsefe tarihi boyunca bu problemin çözümüne ilişkin birbirinden farklı cevaplar verilmiştir.

Meşhur Nazi kampı Auschwitz’de ölümü bekleyen Yahudilerin Tanrıyı yargılamalarını konu edinen God on Trial, felsefe tarihinin bu en çetrefilli problemlerinden biri olan kötülük ve onun kaynağını sorgulamaktadır. Film, kötülük problemine şimdiye dek verilen cevapların önemli bir bölümünü, insanlık tarihinin en insanlıkdışı işkence kamplarından birinde, bizzat kötülüğe maruz kalanların değerlendirmesiyle ele alması bakımından önemlidir.
Tevrat açısından kötülük probleminin bir değerlendirmesini yapan filmde, Yahudilerin tarih boyunca yaşadıkları şeyler ve kutsal kitaplarında yer alan Tanrı tasviri, farklı meslek gruplarından insanların bir arada bulunduğu bir mahkemede sorgulanmaktadır. Tanrı, burada, Yahudilerle yaptığı anlaşmayı bozarak onlara vaat ettiklerini gerçekleştirmemekle yargılanırken onun kötülüğüne maruz kalanlar tanık olarak dinlenmektedir. Tanrıya yönelik hem suçlamalar hem de savunmalar dinlenirken, kötülük problemine yönelik olası çözümler de gözden geçirilmektedir.
Bu çözümlerden ilki, var olan kötülüğün insanların kendi yapıp etmelerine karşılık bir ceza olduğu düşüncesidir. Fakat Yahudi soykırımında hiçbir suçu olmayan iyi insanların da öldürülüyor oluşu, masum çocukların da aynı muameleye tabi oluşları dikkate alınarak bu cevap çürütülmüş olmaktadır.
Mahkemede ortaya atılan cevaplardan ikincisi, var olan kötülüklerin daha büyük iyiliklere yol açacağı düşüncesidir. Mahkumlardan bazıları kendilerinin maruz kaldığı zulmün hem ruhlarının arınması hem de Tevrat’ın yaşaması için gerekli olduğunu savunmaktadır. Fakat içlerinden biri, bu kamplardan kurtulan kişilerin iyi insanlar değil, Nazilere yardım eden kötü Yahudiler olacağını söyleyerek daha büyük iyilik düşüncesini eleştirir.
Tartışmaların büyümesi ve derinleşmesi üzerine Tanrının bildiklerini insanların bilemeyeceği savunulur. Fakat bu düşünceye müdahale gecikmez: bu mahkemenin konusu Tanrının niyeti değil, Tanrının Yahudilerle yaptığı anlaşmaya sadık kalmamasıdır.
Mahkumlardan biri kötülüklerin nedeninin özgür irade olduğunu savunur. Buna göre özgür bir insan, iyi ve kötü fiillerden dilediğini seçebilme imkanına sahip olsun diye kötülük var edilmiştir. Fakat bu noktada üç oğlunu kaybeden bir babanın itirazı yükselir. Babadan, oğulları askerlerce götürülürken içlerinden bir tanesini seçip yanına alabileceği söylenir. Baba böyle acı bir durumda seçim yapmayı değil, yalnızca çocuklarını istediğini haykırır. Mesele basittir: kişiye seçim yapmama seçeneği verilmediği ve sunulan seçeneklerden hangisi seçilirse seçilsin acı çekmek kaçınılmaz olduğu sürece, bunun adı özgürlük değil, zorbalıktır.
Kötülük anlamlandırmaya çalışılırken biri sürekli olarak kötülüğün kaynağının sorgulanmasını eleştirir. Ona göre insan yalnızca kötülüğün değil, bunca iyiliğin nereden geldiğini de düşünmelidir. Fakat Tanrının, milyonlarca insanın sırf Yahudi oldukları gerekçesiyle öldürüldüğü ve işkence gördüğü bir dönemde Yahudilere vaad ettiklerini gerçekleştirmeyerek anlaşmayı bozduğu suçlamasıyla yargılandığı bu mahkemede iyiliklerin miktarı ya da kaynağı tartışma çerçevesinin dışında kalmaktadır.
Mahkumlar artık Tanrı lehine ya da aleyhine bir karar verilmesini isterler. Mahkeme jürisi bir araya gelir. Jüride yer alan ceza hukuku profesörünün bu noktada yaptığı açıklamalar vurucudur. O, kendisinin bir Yahudi olduğunu bilmeden bir Alman gibi yaşamış, Yahudilerin insanlıktan uzak, pis ve onursuz oldukları kendisine öğretilmiş, o da hayatı boyunca Yahudilerden nefret etmiştir. Çocuklarını da bir Alman gibi yetiştirmiş, onların Nazilere katılmalarını sağlamıştır. Kampa geldiğinde, ilk anda Yahudilerle ilgili bütün düşüncelerinin doğru olduğunu düşünür. Onlar gerçekten de insanlıklarını kaybetmiş, pis ve aciz yaratıklar gibi görünmektedir. Fakat profesör kamptaki  bütün sistemin tam olarak bu düşünceyi doğrulamak üzere dizayn edildiğini, Yahudilerin insanlıkları ve onurlarına saldırıldığını söyler. Bu noktada, profesöre göre başta isimleri olmak üzere her şeyleri ellerinden alınan Yahudiler, hiç olmazsa Tanrı inançlarını korumalıdır.
Mahkeme kararını açıklayacağı sırada, birkaç saat içinde gaz odasına gönderilecek olan ve o ana kadar mahkemeye müdahale etmeyen fizikçi sözü ele alır ve Yahudilerin kendilerini seçilmiş millet olarak görmelerini eleştiren uzun ve vurucu bir konuşma yapar. Ona göre milyarlarca yıldızın olduğu bir galakside Tanrının bütün dikkatini dünyaya, dünyanın da ufacık bir bölümüne toplayıp bütün mesaisini Yahudiler lehine harcadığını düşünmek saçmadır. Dünyada var olan her şey, yalnızca Yahudilerin değil, bütün insanların hizmetine sunulmuştur.
Filmde final konuşmasını yapan kişi, sürekli Tevrat okuduğu için yürüyen Tevrat olarak tanıtılan haham olur. Ters köşe yaparak seyirciyi şaşırtan haham, Yahudi tarihinden örnekler vererek Tanrının iyi olmadığını, dahası iyilerin yanında olmadığını savunur. Tanrı tarih boyunca hiçbir zaman masumları korumamış, o sadece emrine itaat edilip edilmediğiyle ilgilenmiştir. Tanrı iyi değildir, yalnızca güçlüdür ve bugüne dek Yahudilerin tarafını tutmuştur. Görünen odur ki bugün Tanrı hala Tanrıdır, fakat Yahudilerin Tanrısı değil. Tanrı Yahudilerle yaptığı anlaşmayı bozmuştur.
Her ne kadar mahkeme, Tanrı aleyhine sonuçlansa da içeri giren Nazi askerleri, bir önceki gün ölümüne karar verilen mahkumların numaralarını okurken Yahudiler yine Tanrıya sarılır ve başlarını kapatarak dua etmeye başlarlar. Duaları gaz odasına götürüldüklerinde de sürer.
God on Trial, bize, dini inançlar ne kadar eleştiriye açık olursa olsun, insanların korktukları, ümitsiz oldukları zamanlarda sığınma ihtiyaçlarını karşılamaları nedeniyle daima var olacağını söyler. İnsanlar acizdir, kötü de olsa kendi taraflarında bir Tanrı olduğuna inanmak onlara güç vermektedir. Akli olarak ne kadar tutarsız ya da anlamsız olursa olsun, toplumdaki işlevlerini sürdürdüğü sürece dinler, taraftar bulmakta hiç zorlanmayacaktır.
 

oluşturulma tarihi: 2017-09-02 18:38:47 (2 ay önce)
güncelleme tarihi: 2017-09-02 23:13:54 (2 ay önce)
okunma sayısı: 7, beğenilme sayısı: 7

yapışkan kelimeler: Nazi Kampı, Auschwitz, Kötülük Problemi, Tanrı

Yorumlar

stupidflanders
stupidflanders
Yine nefis bir yazı, en kısa zamanda izleyeceğim!
2 ay önce

Olan Biten

  1. Asim Mauser, "Ölümsüz Kadın..." adlı yazıya yorum yaptı. 5 gün önce
  2. Kahramanj, "Ölümsüz Kadın..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir ay önce
  3. stupidflanders, "God on Trial ve Kötülük Probl..." adlı yazıya yorum yaptı. 2 ay önce
  4. zett, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. 9 ay önce
  5. Rahilaa, "'Sybil' Gerçek Bir Hayattan Uya..." adlı yazıya yorum yaptı. 10 ay önce
  6. fthgzl79, "Kontrolü Kaybetme Zevki Üzerin..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  7. fthgzl79, "Ey, sinema üzerine yorum yapan ..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  8. Coreality, "Bir İç Hesaplaşma Olarak 'Dog..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  9. gokturk_d, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce
  10. zverkov, "Dekalog 1..." adlı yazıya yorum yaptı. yaklaşık bir yıl önce