Filim Adamı



-> bir mevzu çıkar! -> sanatçılar -> yadigar ejder (bir vefasızlık örneği)




"Yadigar Ejder (Bir Vefasızlık Örneği)" başlığına cevaben...




OcaptainMycaptain
OcaptainMycaptain
45- Önermek her zaman ortaya koymaktan daha etkilidir. Jordan Belson filmlerine bir bak.

bu ülkede hiç değer yok böyle sanatçılara,karşıma çıkacaktı bu adam onu evime alırdım !

Çok etkileyici bir yazıydı teşekkürler Anathema.



Paz, 5 Eyl 2010, 19:36 (6 yıl önce)
hande34
hande34
Yürüyorum düş bahcelerinde, gördüm düşümden büyük bahce yok...

Emektarlar malesef Türk Sineması içinde kötü bir sona doğru terkediliyor.Kınayarak okudum .Kşkelerle yaşanmaz ama o kadar çokki bu duruma maruz kalan emekci.En üzüldüğüm şeyde bir filmde onca emeği geçiyor,film iyi gişede yapıyor yapımcısına başrol oyuncusuna parada kazandırıyor hatta ödüller alıyor ama bir kısa zaman sonra unutuluyor. ve hazin son. Ne kadar kötü



Pzt, 5 Nis 2010, 18:59 (6 yıl önce)
dehsett
dehsett
yine yeni yeniden

site sakinlerini bilemem; ama ben yadigar ejder'in değil ölümünü, adını da bilmiyordum... hangisinden utanayım bilemedim; şimdilerde otobüs duraklarında yatan eskinin jönlerini, bursa'da bir yaşlılar yurdunda kalan sinema sanatçımızı ve akıbetinden haberimizin olmadığı nicesini düşündüm. utanmak için ne çok sebebimiz varmış. Allah mekanını cennet eylesin. Paylaşımınız için teşekkürler.



Pzt, 5 Nis 2010, 18:31 (6 yıl önce)
reklamlar

alcoholica
alcoholica
"Dear God! Thanks for beer, woman and football. Keep up the good work."

Tek kelimeyle üzüldüm. Başka bir şey denmez. İlginç bir bilgiyi daha aktarayım ekşi'de gördüğüm, ama doğru mu değil mi kesinlikle bilmiyorum:

 

"kilyos'ta çok soğuk, karlı bir havada kemal sunal ile yağlı güreş sahnesi çekmektedirler,çekim uzadığından yadigar üşümektedir.aynı anlarda kemal sunal ise kaloriferleri yanmakta olan arabasının içinde viski içmektedir.yadigar ejder de arabaya binmek en azından ısınmak istemiştir.arabanın kirleneceği düşünülerek izin verilmemiştir.bu yadigar ejder'in çok ağrına gitmiş o gün sette yapımcıyla tartışmıştır ve yeşilçam mafyası tarafından bir daha iş alamama cezasına çarptırılmıştır ve bu sürecin sonu da malum sonla ,parkta ölümle bitmiştir.

kemal sunal'ın yadigar'ın arabaya bindirilmemesi konusunda tavrı bilinmemektedir. günahını almayalım ama gerçekten bundan sonra yeşilçam emektarları benim gözümde yıldızların çok ilerisinde
anı kaynak: sönmez yıkılmaz arka pencere dergisi sayı 5"



Pzt, 5 Nis 2010, 17:13 (6 yıl önce)
AnathemA
AnathemA
İnsanın değerini varlığı değil yokluğu gösterir.

Aşağıdaki yazı Yeşilçam Sineması ve onun emekçilerine değer veren bir arkadaşıma aittir. İzin alarak yayınladığım bu yazıda sadece bir kaç imla düzenlemeleri yaptım. Kesinlikle bana ait olan hiçbir şey yoktur.

 

Yadigar Ejder (5 Ekim 1947, Sivas - 14 Ocak 1992, İstanbul) Türk Sinema Sanatçısı

alt

 

"Türk Sinemasının dev adamı" olarak bilinen sanatçı, Yeşilçam'da daha çok yardımcı rollerde karşımıza çıkan ve Türk Sinemasının çirkin suratlı, uzun boylu, dişleri dökülmüş emektarı. 100'ün üzerinde filmde yardımcı oyuncu olarak rol almıştır. Kemal Sunal'ın neredeyse bütün filmlerinde rol almıştır. Doktor Civanım'da Gaffur, Gerzek Şaban'da Hamza, Üç Kağıtçı filminde hapisten çıkıp ilk gördüğü çirkin kızla evleneceğini söyleyen adam, Şark Bülbülü filminde patron Fethi Bey'den devamlı dayak yiyen ve Dinçer Çekmez'in ''Mazlumu getirin bana'' diye bağırışlarından tanıdığımız Mazlum, Tarzan Rıfkı filminde Bitirim bu oyuncunun canlandırdığı en bilinen karakterlerdir. Ev kirasını ödeyemediği için evinden çıkartılmış, geceyi geçirmek için gittiği Taksim Parkı'nda, bir bankın üzerinde sabaha karşı donarak hayatını kaybetmiştir.

 

yadigarez5.jpg

 

''Herhangi biri. ya da Çok özel biri"

Yüzleri çok tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde. Varlıkları sadece başkalarının varlığını güçlendirmekle tanımlanan insanlar vardır. Herhangi birileri, falanca ya da filanca, adı soyadı hiç önemli değil, başkalarının statüleri uğruna aşağılanan, itilen, hırpalanan gerektiğinde ölümlere gidip gelen insanlar.

ya da figüranlar diyelim biz bunlara

perdenin hazin yüzleri

Adları sinema afişlerine yazılmayanlar, yüzleri tanıdık, isimleri bilinmeyen insanlar. Belki de kahvehanedekilere en çok benzeyenler. Yeşilçam’da da kahvede oturmazlar mı iş beklemek için? İnşaat işçilerine ne çok benzerler. Bir yapımcının kahveye girip de iş dağıtmasını beklemek.

Makyajsızlar

Senaryoyu okuma ihtiyacı olmayanlar. filmin bir yerinden girip, öylece yok olanlar, dayak yiyip, ölüp, çay dağıtıp, durakta bekleyip filmden kopup gidenler, hayatın ıssız sokaklarında gezip, filmin ayrıntı karelerinde yer bulanlar, makyaja ihtiyaç duymayan figüranlar.

Onlardan biriydi yadigar

İri gövdeli, uzun boylu, seyrek dişli, çirkin bir adam. Kötüler hep çirkin olmalıdır değil mi?

Filmlerde eşek sudan gelinceye kadar dayak yerken tanıdık bu iri adamı. Bazen Cüneyt Arkın dövüyordu bazen de Kemal Sunal. Şaban’dan dayak yemesi ne kadar da trajiktir. Eğer günlük hayatta olsa hepsini dövebilecek niteliktedir Yadigar. Gel gör ki dayak yemek için para almaktadır. O da dayağın en iyisini yer.

O dayak yerdi biz gülerdik. Kahramanımız gözümüzde büyürdü ona dayak atarken. O kadar iri bir adamı dövebilmesine hayran olurduk kahramanımızın. O ise sesini çıkarmadan içtenlikle yerdi dayağı. Hep kötü bir babanın adamıydı yadigar. İyi insanlara saldırır, kötülüğe hizmet eder, haince kahkahalarla gülümserdi.

Sahiden o kadar kötü olabilir miydi?

Diğer figüranlar onun kadar iri olmadığı için onun dayak yemesinin ayrı bir anlamı olurdu. İşi daha önemli hale getirirdi. en son o dayak yerdi. Final dövüşü olurdu. O’nu dövmenin önemi hepsinden çoktu, çünkü en dövülemez olanı oydu.

Bu sahneler hiç değişmedi, yani onun bir kez olsun dövebildiğini ve böylece filmin bittiğini görmedik. Senaristler hiç sürpriz yapmadılar bu iri adama. Günlük hayatın akışı, kaderin tecellisi hiç değişmedi. İsmi anılmayanlar, makyajsızlar hiç finalde tutunamadılar. Filmin acı karelerine malzeme olup, yitip gittiler öylece.

Yeşilçam’ın figüranlar kahvesinin kasvetli havası sinmişti Yadigar`ın üzerine. Gülümsemiyordu koca adam. günler boyu iş beklemek sonra filme girip bir ton dayak yiyip çekip gitmek. Yediremiyordu kendine ama ekmek parası işte. Emekçisi olmuştu sinemanın. Öyle bar köşelerinde değil filmin içinde emeğini konuşturuyordu Yadigar. Türk sinemasının binlerce karesine görüntü vermişti, varsın ismi de bilinmesin idi.

Gerçi hayat zordu. İki film yapıp imaj yapanlar, soyunanlar, dünkü çocuklar parayla oynarken yılların sinema emekçisinin karnı günlük doyuyordu.

Bugün doyuyor yarını bekliyordu koca adam

Son zamanlarda işleri iyi değildi Yadigar'ın, parasızlık çekiyordu, birileri ün, para, imaj peşinde koşarken Yadigar`ın durumu gitgide kötüleşiyordu.

Hey gidi koca adam.

Her yanını utanç kaplamıştı, dayak yemekten büyük bir utanç. İyice parasız kalmış karnını doyurmakta güçlük çekiyordu. kirasını ödemeyeli çok zaman olmuştu, tek göz bir odaydı, buna rağmen kira parası bulmakta güçlük çekiyordu.

Bir gün evinden çıkardılar Yadigar'ı. Kimi kimsesi yoktu istanbul'da. Buz gibi soğuk bir gece vakti Taksim'e çıktı bir kaç parça eşyasıyla.

Havada hain bir soğuk kol geziyordu. kimsecikler yoktu koca meydanda.

Buralarda ne kadar çok dolaşmıştı.

Bir banka uzandı, ellerini bacaklarının arasında ısıtmaya çalıştı.

Öksürüyordu epeydir koca adam, uyku girmedi önce gözlerine, yarını düşünüyordu.

Sonra yorgunluk çöktü, ağır ağır kapandı gözleri.

Bir uyudu, bir daha uyanmadı.

Bir uyudu, bir daha dayak yemedi kimseden.

Bir uyudu, kimseler bilmedi ismini.

Bir öldü, yalnız Taksim Meydanı ağladı koca adama, sokak köpekleri tuttu yasını.

Yaşamın son karesini asillere yakışır bir onurla oynadı adam.

Bir figüran gibi öldü; kimsesiz, yalnız, gözyaşı dökmeden.

 



Pzt, 5 Nis 2010, 15:46 (6 yıl önce)



yaz, çiz..

Yüz ifadeleri: " o:) ", " :3 ", " o.O ", " :'( ", " 3:) ", " :( ", " :O ", " 8) ", " :D ", " >:( ", " <3 ", " ^_^ ", " :* ", " :v ", " :) ", " -_- ", " 8| ", " :p "," :/ ", " >:O ", " ;) "