Filim Adamı



-> bir mevzu çıkar! -> mesaj kutusu -> alıntılar alıntılar




"alıntılar alıntılar" başlığına cevaben...




AleksandrKaydanovskiy
AleksandrKaydanovskiy
http://www.youtube.com/watch?v=4GmViOsBun8

“Buraya yeni gelen kadınlara anlatırım bunları. Acılarını yanlarında getiren kadınların çaresizliği, güvensizliği, ürkekliği umut kırıcıdır oğlum, görmeni isterim. Onlara şiir okur, annelerimizin şair olduğunu hatırlatırım. Yaraları iyileştiren otları biz bulduk, derim, ilk toprağı biz sürdük, buğdaydan ekmek, üzümden şarap yaptık, kızlarımız, oğullarımız yaşasın, hep birlikte mutlu olalım diye. İnanmayan gözlerle bakarlar, dövülmüş, tecavüz edilmiş, horlanmış, aç bırakılmış, zorla evlendirilmiş, küfredilmiş, köle olarak satılmışlardır. Savaşmak kimsenin muradı değil. Haksızlığın elinden kaçarak gelirler buraya.
Biz ateş yakmayı, ekmek pişirmeyi öğrettik erkeklere, ama onlar bizi ellerindeki yazıdan uzak tuttular, annelerimizin tabletlerini imha ettiler. Biz iğneyi bulup elbise dikerken, onlar mızrak yapmakla meşguldü, sonra ucunu boynumuza dayadılar. Elimizdeki sabana, ekin aldığımız toprağa göz dikip, kan akıttılar. Bundan gurur duydular. Biz onların erkek oldukları için mi, yoksa ele geçirdikleri ganimetlerin gücü nedeniyle mi değiştiklerini anlamaya çalışırken, onlar bizi eve kapattılar. Hayatın ineğin boynuzları üzerinde doğup sonra bu noktaya geldiğini unuttular. Böyle giderse kalbiniz de kurur, dediğimizde güldüler, alay ettiler. Bizim emeğimiz yokmuş gibi bütün geçmişi kendi bildiklerine göre yazdılar.
Ama onların yazısı varsa, bizim de sözümüz vardı. Kendi gerçeğimizi ateşteki demir gibi işledik, masalların içine sakladık. Acıyı, iyiliği, kötülüğü, mutluluğu orada anlattık. Bundan rahatsız olanlar, bilge kadınlara devanası, hekim annelere cadı dediler. Erkeklerin daha kötü, daha zalim olduğunu gösterdiğimizdeyse kızdılar. Birçok yerde masalları yasakladılar, kendi hikâyelerini kutsal emir diye dayattılar. Oysa bizim kutsalımız doğanın kendisi, hayatın vicdanıydı. Bütün çabalarına rağmen, masalların sonundaki mutluluğu yok edemediler. Bizim umudumuzdu bu, hor görülenlerin, haksızlığa uğrayanların umudu. Hiçbir acı boşuna değildir. Masallardaki kötülüklerin yanında adaletin de, mutluluğun da olduğunu görürsün. Bu hepimizin düşüdür, annelerimiz serpmiştir oraya. Bu yüzden artık yazıya değil, söze inanır olduk.”

                                          Burhan Sönmez-KUZEY



Paz, 20 Tem 2014, 19:54 (2 yıl önce)
sophist_
sophist_
http://ambientnights.tumblr.com/

// -ile // Oruç Aruoba 

- Yine bir dönüm noktasındayım ( karlar eriyor, güneş parlama yolunda , bitkilerim baharı çağırıyorlar...) ve sen , depderin, içimdesin.

Koyu kırmızıların benim hala .. 

 

- kıskançlık : sevginin tek yanlı yozlaşması.. Akıldışı hale gelmesi, bilgiyi çeler hale gelmesi... Sevginin iki kişinin ilişkisi olmaktan çıkıp, bir kişinin ötekine yönelik bir tutumu haline gelmesi...

 

- Gerçekten de : Acaba bugün de anlamış, kavramış durumda mısın, senden ''ne istediği''mi? . -- Benim için (artık 'o zamanlar ' demek zorundayım) nasıl bir düş anlamı taşıdığını ; nasıl yepyeni olanak olduğunu; nasıl özgür bir gerçek olabileceğini ?..

 

- İki kişi, ilişkilerini, onu olduracak kadar kuramazlar; ama öldürecek kadar bozabilirler,yaptıklarıyla.

 

- Fısıldayacağız birbirimize

Olduklarımızı , oldurduklarımızı

Sınayacağız birbirimizde 

Olamadıklarımızı, olduramadıklarımızı

 

- ... onlar , şimdi, yaşamaya girişme durumunda olduğun 'yeni'ye, sanki , bulaşan, 'eski'lerdi.

 

- Kişilerden birinin, öteki kişinin beklediğini, istediğini, umduğunu , o hiç beklemezken, istememişken, ummazken, gerçekleştirmesi -- kendiliğinden ve onun için ; Bir armağan , işte --

 

...//



Cu, 18 Tem 2014, 01:13 (2 yıl önce)
AleksandrKaydanovskiy
AleksandrKaydanovskiy
http://www.youtube.com/watch?v=4GmViOsBun8

"Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. Bıçak ruhumda dehşet bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan yarıldım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım."

                                                                                                                                                                   Murat Uyurkulak-TOL



Prş, 17 Tem 2014, 22:18 (2 yıl önce)
reklamlar

AleksandrKaydanovskiy
AleksandrKaydanovskiy
http://www.youtube.com/watch?v=4GmViOsBun8

Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.

                                                                                                                         Yusuf Atılgan-Aylak Adam



Prş, 17 Tem 2014, 22:07 (2 yıl önce)



yaz, çiz..

Yüz ifadeleri: " o:) ", " :3 ", " o.O ", " :'( ", " 3:) ", " :( ", " :O ", " 8) ", " :D ", " >:( ", " <3 ", " ^_^ ", " :* ", " :v ", " :) ", " -_- ", " 8| ", " :p "," :/ ", " >:O ", " ;) "